Page 60 - PENDIK
P. 60
60
Averall Harriman’ın kızına Stalin’in çok güzel bir at hediye ettiğini du- yuyorum, bana da bir gün bir at hediye edilmesinin hayalini kurarak yaşa- yacağım. Diğer bir deyişle, ecnebi tarzlı bir kültürle beslenerek, fikir ve ifade özgürlüğünü yaşayarak yetişmenin, gelişmenin farklılığını hayatım boyun- ca taşıyacağım. Ben taaffeite taşından yontulmuş bir gülüm.
Biliyorsunuzdur; beyin, gelişiminin yüzde seksenini 0-6 yaş arasında ta- mamlamış oluyor. Biz üç kız okula henüz gitmiyoruz ama eğitimimiz evde çoktan başlamış bulunuyor. Harfleri ve adlarımızı yazmayı çoktan öğren- dik. Annem üçümüze Reşat Nuri Güntekin’in yazdığı Bir Köy Öğretmeni piyesini bir film gibi anlatıyor. Ruhumuza işleyen, bu iki perdelik “mektep piyesi”nden o kadar etkileniyoruz ki, “Kürsüm üzerinde öleceğim. Son ne- fesimi verirken meşalemi hâlâ elimde tutarak, ‘Işık... Biraz daha ışık!’ diye bağıracağım. Son sözüm bu olacak!” diyen Nihal Öğretmeni asla aklımız- dan çıkaramayacağız. Teyzekızlarımdan Zübeyde Çiçekoğlu, Ankara Üni- versitesi Eğitim Fakültesi’nde İngiliz Dili ve Edebiyatı okuyarak İngilizce hocası, Rüveyde Çiçekoğlu (Akyürek) ise Eskişehir’deki İletişim Fakülte- si’nde doçent olacak; bense (2005 yılına kadar) hiç yurtdışına çıkmadığım hâlde önce “kokain kuryesi”, sonra 1 Mayıs 2000 tarihli Hürriyet gazetesin- de; siyahla iyice belirginleştirilmiş olarak yedi ayrı cümlede Türkçemizdeki malûm kelimenin baş harfi ile “o. Gülden Aydın” vurgusu ile ‘işaretlenecek’, böylece Türkiye’nin tescilli ‘aşuftesi’ olacaktım. Herta Müller’in romanın- dan alınma bir cümle ile cevap verebilmek mümkünken, onları ‘haysiyetli haberleri’ ile başbaşa bırakmayı tercih ettim. Belki de gücümü aşan bir du- rumla karşı karşıya olduğumu görüp geri çekildim. Her türlü güç ve kont- rol onların elindeydi.
Haydiiiiii gidiyoruz! Gidiyoruz! Hayır, Avrupa Birliği’ne değil, sahile yürüyüşe çıkıyoruz, bir hazırlıktır gidiyor. Üç küçük kız, Gülden, Zübey- de ve Rüveyde. Deniz kenarında üşütürüz diye sol kollarımıza birer hırka veriliyor. Biz o zamanın küçük kızlarından biraz farklıyız, henüz kolunda birer küçük hanım gibi hırka taşıyarak yürüyen çok az kız çocuğunun oldu- ğu günlerde Türkiye. Ve biz üç küçük kız Tevfik Fikret’çiyiz de! Ben üstüne üstlük bir de Hasan Âli Yücel’ciyim, annemin katkılarıyla. Tabii burada İs- mail Hakkı Tonguç’u da yeniden anmadan geçmemeliyim. Hepsi hakkın- da malûmat sahibiyim. Onlara yapılan haksızlıkları, bir bir anlatabilirim...

