Page 311 - PENDIK
P. 311

    rafından reddedilirken, zor bela, büyük mücadelelerden sonra kabul etti- rebildiğim Cumhuriyet ve Dünya gazetelerinde yayınlanmış, Gazeteciler Cemiyeti’nin yayını Bizim Gazete’de ise baskıdayken kaldırılmıştı. Dünya gazetesinde bizzat Nezih Demirkent’le yaptığım karşılıklı görüşme sonun- da ilanım kabul edilip basıldığı için oraya uzanılamamış fakat ne çare ki Cumhuriyet gazetesine müdahalede bulunularak “Devlete hoş görünmeye çalışıyor” başlıklı bir haber yaptırılmıştı... Haberi okuyunca kendimi Sand- ra Ávila Beltrán (The Queen of the Pacific) zannettim. Annemin ve benim okuduğumuz gazete; Yunus Nadi’nin, İlhan Selçuk’un, Uğur Mumcu’nun, Ali Sirmen’in ve Işıl Özgentürk’ün gazetesi Cumhuriyet... Yürekten saygı ve sevgi duymak bu olmalıydı, gazeteme ‘sessiz’ kaldım. Onlarınsa ne savaş biçimleri ne hükümleri adildi. Irak’a demokrasi getiren Amerikan terörü gibiydi. Irak’a demokrasi adına girilmişti. Orada ‘kitle imha silahları’ vardı. Saddam’ın donuyla fotoğrafı yayınlanmış, saçlarında bit aranmıştı. İsa da donuyla çarmıha gerilmişti. İnsanoğlunun iç çamaşırıyla verilen görüntü- lere bir düşkünlüğü olmalıydı. Marcus Tullius Cicero “Sözler ve davranışlar ruhun tercümanıdır” demiş. Hem savcı hem hâkim hem infazcılardı. Ga- zetecilerin hukukçu, ahlakçı inzibat, polis, muhbir (jurnalcı) olmak yerine, duyan, düşünen, hatta bir filozofa yakışan duyarlılıkla din, vicdan ve özgür- lükler konusunda, karşılarındakinin inancı ne olursa olsun, tarafsızlığa sadık kalan insanlar olmaları gerekmez miydi? Zamanın Star gazetesinde sanık kürsüsüne çıkartıldığımda gazeteci Esin Dalay tarafından “Sahte Gülden” olarak sıfatlandırılmıştım ve fotoğrafımın altında “iç çamaşırı pazarlamacı- sı” olarak paragraf açılmıştı. Avukatım Mehmet Özçelik Beyefendi’nin Be- yoğlu 37. Noterliği’nden gönderdiği “Açıklama ve Düzeltme” başlıklı tekzip ihtarnamesi yayınlanmadığı gibi, yüzüme karşı tabir-i amiyane ile “Biz size ‘geçirme haber’ yapmışız! Siz bize davanızı açın, biz bedeli neyse öderiz!” demişlerdi. ‘Aydınım, solcuyum, haksızlıklara karşıyım’ diyenlerin önce de- mokrat, sonra ahlakın kabul ettiği esaslarda kendi konumlarını değerlendi- recek kültüre sahip olmaları gerekir. Tanımadığım kişilerle ilişkilendirilmiş, işlemediğim fiillerle, söylemediğim cümlelerle anılmış, maruz kaldığım bu haksızlık karşısında kendimi savunabilmek, mesela nasıl olup da söyleme- diğim sözleri etmiş gibi gösterilebildiğini ispat etmek için mahkemeye git- mem salık verilmişti. Peki, 10 yıldır süregelen “kirli işlerim” nedeniyle haya- tında onurunu zedeleyen bazı “tuhaf ” hengâmeler yaşayan, ‘bu itiraz kabul etmez, edilemez’ suçlarımla başı dertte olan gazeteci hanım niçin beni bu kadar zamandır dava etmemiş veya hakkımda şikâyette bulunmamıştı. Ga-
311

































































































   309   310   311   312   313