Page 312 - PENDIK
P. 312

    312
zetecilerin kişisel hırslarından, hırçınlıklarından ve çekişme duygularından arınmış, olaylara yukarıdan olgunlukla bakabilen ve hatta kendilerine yersiz saldıranlara dönüp cevap bile vermeyecek bir bilgelikle karşısındakileri ne- zakete davet eden insanlardan seçilmesi şartken, adeta her gazete kendisine iyi dövüşen gladyatörler, laf yetiştirme üstatları veya çaçeronlar seçiyordu. Bana göre sorun, benim ahlakım üzerinden yürütülmüş haberlerin “basın ahlakındaki yeri”ydi. İnsanların bazı ayıpları olabilirdi, bu ayıplarla meşgul olup onlar üzerinden kişileri yıpratmak eğer gazetecilikse, gazetecilik –bir ayıplatma aracı olmakla beraber– gözdağı verme, göz korkutma ve tam da kendi yazdığı haberde belirttiği gibi “tehdit aracı” olmuş olmuyor muydu? Magna Carta’ya gelmeden önce, ayıplarla meşgul olmanın kaideleri M.Ö 450’lerde yazılmış 12 Levha’da bile söz konusu edilmişti. İnsanlığın döne dolaşa aynı suçları karşılıklı işlemekte olduğu ortadaydı. Öyleyse o günler- den bugünlere insanlık ahlaki konularda pek bir ilerleme gösterememiştir.
Vedia Teyzem de beni anlatıyor neşeyle ve gülüyor; gülüşleri bazen ger- çek dünyaya, bazen kendi dünyasına ait. Ön iki dişinin hafifçe birbirinin üzerine binmiş hâlde bulunuşu gülerken ne kadar ayrı bir hoşluk katıyordu ona, gözleri ne kadar güzeldi bilseniz. Ne yaparlardı biliyor musunuz bu evin kadınları gözleri parlak görünsün diye? İster inanın ister inanmayın, Vedia Teyzem, annem, Beria Teyzem, anneannemin karyolasına enlemesi- ne boylu boyunca uzanır, birer damla limon suyu damlatırlardı gözlerine! Evet evet haklısınız! Delirmişler bence de! Yıllar sonra Lancaster’in makyaj kursuna gittiğim günlerden birinde, gözbebeklerim büyüsün, güzel görün- sün diye Atropine damlatmıştım; saatlerce görme yetim düzelmemişti; de- lilik buydu ya! Delilik? Benimkisi hakiki! Aileden. Sonradan olunan bir hâl değil, bendeki her şey “adım ve soyadım” kadar hakiki. Anne ve babadan yasal bir ‘Gülden Aydın’ım; ne sonradan görme ne de sonradan olmayım. Çok onurlu, çok gururlu, çok erdem sahibi olmayabilirim; bunları takıp ta- kıştırmaya, kullanmaya ihtiyacım yok; insan şahsiyetlerinin ne kadar keyfi ve değişken bir şey olduğunu, başkalarını eleştirirken büyük bir nefretle karşı çıkılan birçok şeyin, yeri geldiğinde kolaylıkla kabul edildiğini çok kez seyretmiştim. Bir yere varmak yönünde arzularım olabilir, fakat bunun için kimseye iftira atma küçüklüğüne düşmedim. Şantaj yapmak? O sizin veya bana ulaşmaya çalışırken yanlışlıkla size telefon açmış olan adaşımız diğer hanımefendinin uydurması. Ailemden kalan maddi manevi tarihi mirasın her anı pulu bir hazineye değer. Ailemi konuşmam her ne kadar üvey annem tarafından yasaklanmışsa da (sadece onun yazdığı tarih konuşulabilirdi)
































































































   310   311   312   313   314