Page 47 - PENDIK
P. 47
“Oğlu sabaha kadar taş mı taşıdı da kazandı o kadar serveti?” derdi. Mi- ras, çalışarak, alınteri dökerek veya bilim ve sanat için dirsek çürüterek onu hak etmiş, çalışkan evlatların olmalıydı. Kimbilir, belki de bütün çalışmam bir gün onun bana öğrettiklerini hak etmiş olabilmek içindir. Pendik Lisesi o dönemlerde seçkin ve müstesna kişiler yetiştirdi... Eğitimin altın olduğu yılların öğretmenlerindendi, seküler mantık savunucuları hakiki “altın ço- cuklar” yetiştiriliyordu. Biçildik...
Siz artık lisede felsefe, sosyoloji ve mantık ve yurttaşlık bilgisi okumu- yor olabilirsiniz, gereksiz bulunduğu için okullardan kaldırıldı, insan zekâ- sının yapması gereken kıyas kabiliyetini köreltmek, düşünceyi tek çember içine almak bakımından iyi oldu, üniversiteler liseleştirildi, liseler ortaokul oldu, ilkokul ise Arapça, İngilizce ve Kur’an kursuna döndü. Yeniyetmeler veya bitmeler Türkçe bilmiyorlar, diksiyonları bozuk, Türkçeyi sanki ek li- san olarak, televizyonda veya telefonda öğreniyorlar. Ailelerinde de güzel Türkçe konuşanlar yok. “Aynen!” “Kanka!” “Sıkıntı yok!” “Biz sizi seviyo- ruz!” “Na’ber?” “Doğrudur!” “Aşkım ya!” Ve bir dilenci ağzı olan “Allah razı olsun!” Yeni yetiştirilmiş gençliğin Türkçesi karşısında, özellikle telefonda konuşurken kendimi bir yabancı gibi hissediyorum. Siz de benim Türkçe- mi anlamıyor olabilirsiniz, bu da benim deformasyonum olsun. Siz kendi metamorfozunuza bakınız. Yazılarımda herhangi bir restorasyon yapmanı- zı istemiyorum. Sizin diliniz size, benim dilim –bırakınız– bana kalsın!
Askerlik derslerini kaldırdıkları gibi, en gerekli olan dersler de yok edili- yor, kafaların biçimlenmesi için gereken bu! Yayınlanan bir makaleye göre, Türk insanının kafatası ölçüsü küçülmüş! Hayır! Espri yapmıyorum. Siz kimsiniz ki, öyle dünyaya açılacaksınız da Aristoteles, Sokrates, Epikuros, Descartes, Kant mant öğreneceksiniz, ne lazım size Bergson, Berkley, New- ton, Leibniz; ya sonra doğru düşünmeyi kavrarsanız? Bakın bu gerçekten çok sakıncalı. Sizi ne kışkırtıcı, ne de ülkenize karşı yıkıcı olarak kullana- mazlar, “vatan tehlikeye düştü, din elden gidiyor” korkutmasıyla, büyük bir planın küçük rollerini vererek, vatan kurtaracağınıza inandıramazlar. Gereğini düşünenler, Türk milletine gereksiz buldular bu dersleri, gereksiz! Eğitimimizin, yargımızın, maliyemizin, ordumuzun günümüzde getirildiği son noktada, ne milli eğitim bakanı, ne encümen başkanlığı, ne maliye teftiş heyeti, ne de her an yanımızda olacağını hissettiğimiz bir ordumuz kalmış- tır. Türkiye Cumhuriyeti’nin devlet erkleri aynı paramız gibi gün be gün
47

