Page 49 - PENDIK
P. 49
her nereye gidersek gidelim orada bir soru sorar, beni düşündürerek ceva- bını bulmamı isterdi. Müller diye biri vardı, onun deneklerinden Dr. X’in rakamları aklında tutabilme kabiliyeti fevkalâde üstündü. ‘Hafıza Menzili’ yani hatırda tutabilme özelliği, çocukluğunda evlerin sokak numaralarına dikkatle başlamıştı. Hatırda tutması zor ve ilk bakışta aynı gibi görünen iki çok basamaklı sayıyı arka arkaya gösterdiklerinde hangi rakamların yerle- rinin değiştirildiğini hemen buluyordu. Dr. X’ten çok etkilenmiştim. An- nemin arkasında dolaşarak, küçük hikâyeleri ile ders öğrenenlerdendim. Annem bilgisini aktarmadan duramaz, bir yandan evi toplar, salata yapar, dikiş diker, bir yandan da ders verirdi. “Her insan fanidir, bu köpek insan- dır, köpek fanidir.” Bu, şekil bakımından doğruydu. “Her insan fanidir, kö- pek insan değildir, o hâlde köpek de fani değildir.” Bu ise şekil bakımından yanlıştı. Benim küçükken tekerlemelerim bunlardı. Zihnimin karışması beklenebilirdi belki ama ben kendime ait bir oyun kurmuştum, yöntemim ‘tekrardan’ geçiyordu ve annemin bana anlattıklarını ben de bahçede öğ- retmencilik oynarken hayalimdeki öğrencilerime anlatıyordum. Ve her şeye Dr. X gibi belleğime nakşederek bakıyordum. Annem denize atılan taşın suda oluşturduğu iç içe geçmiş dairelerin dışa doğru genişlemesi gibi düşünmem gerektiğini bana göstermiş, “Büyütülmeyen düşünceler küçül- meye ve yok olmaya mahkûmdur” demişti... Beynim diğer çocuklara göre daha mı farklı gelişiyordu, yoksa bu benim ‘kibrimin’ bir yansıması mıydı, bilmiyorum. Evet! Doğrusu kendimi üstün hissediyordum nedense. Ben de büyüyünce annem gibi mükemmel konuşmalar yapacak, arkamdan ge- len öğrencilerime felsefe öğretecektim. Ruh-beden-zihin, bu üçü bana göre bende özel beslenmekteydi. Bir çocuk daha iyi gelişemezdi. Ahenkli, den- geli, sağlıklı büyüyordum. Kaslarımda dolaşan yaşam enerjisini annemden, anneannemden, dedemden ve bahçemizden, denizimizden, Pendik’in ter- temiz havasından alıyordum. Evet, kültürler, bahçeler, kadın ruhu ve aşklar tarih boyunca hikâyelerin, masalların ana temalarıydı... Düzeyli bir bilinç sahibi olacak beynimin beni her alanda başarıya taşıyabilecek standart- lara sahip olacağından en ufak bir kuşku duyulamazdı; kişiliğim, iradem fevkalâde şekilleniyordu. Evin içinde hem annem, hem de bir çocuğa çok gerekli olan büyüklerim vardı. Onlar bir yandan tecrübelerini yansıtan dav- ranış ve konuşmaları ile bana geçmişin değerlerini öğretiyorlar, diğer yan- dan sevgi ve güven duygumu pekiştirerek bana kendimi sevme, beğenme, değerli görme yetilerini kazandırıyorlardı. Dedemle anneannem değerli ve
49

