Page 53 - PENDIK
P. 53
Teyzemler yaz tatili için Pendik’e geldiklerinde, kızları Zübeyde ve Rü- veyde ile evin içinde fıldır fıldır dönerdik. Bu üç kız torunun oyunları, yara- mazlıkları, kavgaları ile çıkarttığı gürültüden anneannem ve dedem rahat- sız olmuş görünmezlerdi. Vaktiyle üç kız çocuk sahibi olmalarının onlarda bir bağışıklık hissi yarattığı düşünülebilirdi. Beria Teyzem, Prenses Süreyya gibi güzel; bir bana, bir Zübeyde’ye, bir Rüveyde’ye sırayla yemek yediri- yor; bu börek başka türlü bir börek, içinde üç çeşit peynir var, her katına zeytinyağı ile beraber biraz tereyağı da incecik rendelendikten sonra adeta tuz, karabiber misali ekilerek serpiştiriliyor. Sütlü ve yumurtalı sosunu iyi- ce içine çekmesi için bir gece önceden hazırlanıp bekletilirdi ki ertesi güne kıtır kıtır olsun. Bugüne kadar böylesini hiç tatmadıysanız ne kadar lezzetli olduğunu tahayyül etmeniz pek mümkün değildir. Katmerli, kenarları kıtır kıtır, pür lezzet denilen tatlardan! Onun elinden de bir başka güzel bu böre- ği yemek, ağzınıza öyle bir bilek hareketi ile getirir ki lokmayı, sanırsınız bir Hint rakkasesi. Konuşurken, parmak uçlarıyla, bir maestronun batonu ile havada çizdiği daireler misali bir flütü idare ettiğini hayal edebilirsiniz. Yeşil gözleriyle öyle derin bakar ki, biraz uzun baksa, baktığı yeri yıkar!
Bu ailenin üç kızındaki göz, o gözlerdeki bakış, bakışları çerçeveleyen kirpikler, bir de ten, pek nadir rastlanan bir tür, sedeften bir tül gerilmiş vü- cutlarına sanki. Bir de elleri! Kimse anneannem gibi zarif bardak tutamaz!
10. XII. 1943, Annem ve Beria Teyzem fakülte yıllarında, Ankara
53

