Page 56 - PENDIK
P. 56
Leonardo, bu ailenin kadınlarının ellerini, bileklerini, kollarını görmüş ol- saydı, La Joconde tablosundan sonra, el ve kolları yansıtan başka tablolar da yapmak isteyebilirdi. Anneannem ve annem gibi kadeh tutan bir kadın, bu yaşıma geldim, Hollywood aktrislerinde bile böyle bir elegant tarz gör- medim. Küçük parmağındaki şövalye yüzüğü ile belki bir Deborah Kerr ve Cary Grant ikilisinin 1957’lerde birlikte verdikleri bir fotoğraflarında an- neannemi görebilirsiniz. Kadehinin içindeki kulüp rakısı olsun, incir rakısı olsun, anneannemi seyrederken mutlaka sarhoş olurdu. Aile içinde, Muzaf- fer Eniştem ensesine doğru inen uzun dalgalı saçlarıyla bir müzisyene, bir yazara veya bir devlet adamına benzetiliyordu ama kim olduğunu nedense şu an çıkartamıyorum, bir müzisyen olması daha muhtemel gibi... Annem ona seslenirken veya ondan bahsederken önce o müzisyenin ismini söyler, arkasından Muzaffer’i eklerdi, Chopin Muzaffer ya da Beethoven Muzaf- fer gibi, ama bunlar değildi. Buldum! Mozart! Mozart! “Mozart Muzaffer” derdi annem. Saklamış olmanız gereken bilgiyi hatırlamak istediğinizde, belleğin çalışıp onu bulup size vermesi ne müthiş bir şey! Eniştem güldüğü zaman ağzı kulaklarına doğru gerilmiş gibi iki yana çekilir, kasılı kalmış gibi görünürdü. Tıpkı Mozart’ın enteresan gülüşü gibi dikkat çekiciydi. Muzaf-
56 fer Eniştem, Türkiye’nin eski gazeteci ailelerinden, daha çok Gördes’le anı- lan Us ailesine mensuptur. Gazeteci yazar, hukukçu, kolleksiyoncu Hakkı Tarık Us ile, yine Babıâli’nin önemli şahsiyetlerinden Mehmet Asım Us ve Hasan Rasim Us’un öz be öz yeğenidir. Bizim evimizde daima büyük say- gı ile anılan dayıları ve anneannesi Sıdıka Hanım tarafından büyütülmüş. Gerek görgü, gerek entellektüel birikimi ile eskilerin Osmanlı münevveri dediği kıymetli bir aileden gelen eniştem, dayılarının fikir olarak, hükümet- lerin adalete dayanarak halkın hürriyetini ve saadetini koruması gerekti- ğine inandıklarını söyler dururmuş. Anneme göre, Tuna, Tanin ve Vakit gazetelerinden Türk Basın Birliği’nin kurulmasına kadar geçen dönemi, Abdülhak Hamit’in eşsiz hukuk ve siyasi tarih bilgisini eniştemden dinle- meliymişsiniz.
Annem “Mozart Muzaffer” demeye başladı mı, o da anneme “Komünist Vecihe!” derdi. Birbirlerine takılıp şakalaşırlardı. Eniştem bastırırdı “Yoldaş Vecihe!” diye. Annem de bam teline basılmış gibi yoldaşlığını ispatlarcası- na yüklenirdi enişteme: “Dayıların dâhil, onların yetiştirdikleri idealistler bile yazamadı gerçekleri gazetelerinde!” Eniştem bunun üzerine “Milli

