Page 57 - PENDIK
P. 57

     menfaatlerimiz icabı!” diyerek başlardı korumaya Cumhuriyet Halk Partisi yönetimini. Sonra eniştem Roma yargılama hukukunu anlatır, annemse kendi branşında yürür, daha eskilere giderek, “Roma tari- hine iki yolla bakılabilir, biri şehirlerinin, diğeri ordusunun askerî ve politik gücü” der, karşılıklı kültür alışverişine girerlerdi. Roma ile Bizans’ı karakter olarak inceler, Bizans’ı Şarklılaşmış bulurdu...
Anneannem dedeme soyadı ile hitap eder,
“Yoldaş” derdi; bu bir erkek adı olduğu için, an-
neme “Yoldaş Vecihe” diye seslenildiğinde bana
‘Erkek Vecihe’ denmiş gibi gelir, annem adına
burulurdum, tıpkı yıllar sonra bir trafik
kazasında babam tek gözünü kaybettiği
zaman, ona Moşe Dayan denilmesine çok
üzüldüğüm gibi. Evet, benim bir de babam
olmalı değil mi? Pendik tren istasyonuna annemi karşılamaya gittiğimiz bir gün, benzinliğin yanındaki çay bahçesine hep beraber mola vermek üzere oturmuştuk. Annem anneanneme katı bir ses tonuyla “Anne, Sümerlerde ilk yazılı kanun ‘bedel ödemesi’ üzerinedir. Haluk yaptıklarının bedelini ödeyecek!” demişti. Babam hakkında duyduğum ilk hüküm buydu. De-
             1956 İzmit Kordon Henüz yürümeye başladığım günler
mek benim babamın adı Haluk’tu, ne kadar güzel bir ismi vardı.
Bu bedel denen şey ne ise, babamla birlikte benim de ödeyeceğimi bi- lemezdim. Anne babama, aile fertlerimizin hepsine çok düşkün bir çocuk- tum. “Komünist Vecihe”yi sonraları ben de beğenir oldum, çünkü annemin
“Bedel“ denen şey ne ise babamla birlikte benim de ödeyeceğimi bilemezdim...
57
 



















































































   55   56   57   58   59