Page 323 - PENDIK
P. 323

    dâhil olmasını, onlar kadar rağbet görmesini sağlamış; ayrıca Karadağ’ın muhabirliğinin gerçek bir vatanseverlik taşıması, gazeteciliğini şahsi tatmin ve çıkarlarını bir kenara bırakarak, tamamen vatanı için yapmış olması Nic- colò Machiavelli’nin kendisini devlet ikbaline adamasını çağrıştırıyormuş. Bu benzetme annemi etkilemiş... Tamamen aynı bakışa sahip olmasalar da, konu vatan olunca gerisi teferruat kalıyormuş. Ne yazık ki yıllar sonra ga- zeteci Karadağ’ı, ülkesinin çıkarları hakkında yazdığı kitaplar sonucunda, şüpheli bir ölümle kaybettiğimizde annem “Bekliyordum” diyecekti... “Ger- çeklerin öğrenilmesini istemeyen ve kanunların üzerinde hüküm sürenler harıl harıl çalışıyorlar. Fakat yazdıkları bir gün tekrar konuşulmaya başlan- dığında Karadağ ‘dirilmiş’ olacaktır,” diye ilave etmişti. Kitapları, özellikle Türk Hariciyesi’nin Çetin Sınavı - Kıbrıs ile Petrol Fırtınası bugünün ışığında tekrar okunmalıdır. Ahlaken temiz görünüp, ruhen kirli olanları seçebilmek, zor işti doğrusu! Ben tam tersiyim; ahlaken kirli görünmeye çalışırım, ruhen temizim. Kimbilir, belki de bu hâli, sürekli sömürülecek şekilde yetiştirilmeme bir başkaldırı biçimi olarak seçmekteyim. Böylece bana karşı gelecek hamlelerden kendimi koruyabileceğimi düşünüyorum. Öyle ya kim ‘ahlaksız’ gördüğü bir kadınla muhatap olmak ister veya beş yıl birlikte yürümeyi göze alabilir? Ahmak olsa karşısındakini bu süre içinde anlar. Burada, Winston Churchill’in “Bir damla petrol, bir damla kandan daha kıymetlidir” sözünü hatırlatmadan geçmemeliyim. Hâl böyleyken Ortadoğu’da kan durdurulabilir mi?
Annem eğer bir öğrencisine tam not vermişse bence o öğrenci okulda kahramandır. Çünkü annemden tam not almak hayaldir, onun en yüksek notu yedi veya bilemediniz sekizdir. Annem için nadirlerin dışında mü- kemmel olan yoktur... Öğrencisinin gazeteciliği “Bir kahraman için en gü- zel hayat, ülkesi için yapılan kötülüklere karşı savaşarak, gerekirse ölüm için olgunlaşmaktır!” diyerek tariflemesi annemi o kadar etkilemiş ki kâğıdına on vermiş. Evet! Evet! Muzaffer Eniştem keşke bu konuşmalar yapılırken Pendik’te olsaydı, çünkü o Türk Basın Birliği’nin kurucularından Hakkı Ta- rık Us’un yeğeni olması hasebiyle “cemiyeti ayakta tutan” kuvvetlerden biri olarak gördüğü gazetecilik ruhunu çok iyi anlatırdı, sanki bu Pendik Lisesi öğrencisi eniştemden ders almıştı. O bir hukukçuydu ve dayılarının haya- tında tanık olduğu gazetecilik tarihine dair anı ve tecrübeleri ile ahlakta ka- bul ettiği ilk düstur üçlüsü, akıl, kanun ve merhametti... Sonra vatan, halk ve hürriyet fikriydi.
323
































































































   321   322   323   324   325