Page 321 - PENDIK
P. 321

    akşam meşgul etmiş, o hafta boyunca eve gelen misafirlerle uzun uzadıya tartışılmıştı. Konu yine hükümete gelip dayanmıştı. Annem affedilmez bul- duğu, “Atatürk yaşasaydı böyle mi olurdu?” dediği, dedemin Cumhuriyet Halk Partisi’ni yaylım ateşine tutmuştu. Cumhuriyet Halk Partisi’nin okları 1945’ten sonra Amerika tarafından Kızılderililerin okları gibi bir bir kırı- lıp toprağa gömülmüş ama kimsenin gıkı çıkmamış, yakında Cumhuriyet Halk Partisi müzesinde tarihî objeler arasında sergilenecekmiş bu oklar. Kurtuluş Savaşı’nın intikamını alabilmek için Batı, köstebekler gibi harıl harıl Türkiye’nin altını oymaya çalışıyormuş... İngilizler asker bir millet- miş, Türkler de öyle... İngilizler bu durumu bir türlü kabul edemiyorlarmış. 1820’lerden itibaren Yunanları kullanarak bize karşı üstü örtülü bir savaş yürütmüşler, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Amerika da onlara ortak ol- muş ve barbar görmekte ısrar ettikleri Türk milletini içimizden seçtikleri destekçileriyle en hunhar şekilde birbirine düşürerek, bütünlüğümüzü bozmaya, bizi tekrar zayıflatarak, özellikle Güneydoğu Anadolu toprakla- rını geri bıraktırarak halkımızı kendilerine bağımlı, onlardan medet bekler hâle getirmeye çalışıyorlarmış. Anadolu ve Mezopotamya topraklarına bi- tip tükenmez iştahlarının asıl sebebini saklamaktaki başarılarının arkasında, “Türkiye komünizim tehlikesi altında” korkusu salarak, yüzyıllarca sultanla idare edilmiş, laiklik, hürriyet ve demokrasi fikrinden tamamen uzak yaşa- mış bir halkın uyanarak bu fikirleri iyice içine sindirip medeniyet yolunda şahlanmasını durdurtarak, bugün bunu hâlâ anlayamamış olan veya anlasa da anlamaz görünmekte “fayda” gören, adlarının başına genellikle “milli” kelimesi takılmış olan “inanmış veya kabullenmişlere” Türkiye’nin siyasi akışının teslim edilmesi varmış. Niçin? Niçin bu “milli” kelimesi yerine “ba- ğımsız” kelimesi kullanılmıyormuş? Milli derken neyin üzeri kapatılmak isteniyormuş? Bu millilik Amerikan ve Alman menşeliymiş. Gitgide Cum- huriyet Halk Partisi’nin altı okuna karşılık birbirini tutacak gibi görünen ama tutması mümkün olmayan her biri “dürenknüma” özellikli dokuz ışık- tan bir “zatül-elvanlık” yaratılmaya çalışılıyormuş. Her birinden türeyecek olan ziya şahlanan Atatürk cumhuriyetini ışıldatacağı yerde karartacakmış. Ne yazık ki Cumhuriyet Halk Partisi de Demokrat Parti de böyle adamlarla doldurulmaya başlanmış. Avrupa’nın “hasta adam” dediği Türkiye, nekahet dönemine gereken özeni (bakımı) göstermediği için, atlattık zannettiği içe- riden (“ciğerden”) vuran verem hastalığı bünyesinde yeniden nüksetmiş. Osmanlı’nın saray borçlarını bile kapatan Türkiye Cumhuriyeti yeniden
321

































































































   319   320   321   322   323