Page 319 - PENDIK
P. 319

    biliniz ki verdiği rahatsızlık itibarıyla düşük kaliteli bir şarapla karşı karşı- yasınızdır. O sizi hiç sarsmadan kucaklamalı, kaldırıp Saba Melikesi ihti- mamında yatağınıza yatırmalıdır. Üvey annemin elinde her iki yanağımdan tokatlanacağım. Pendik’te küçük çakıltaşlarının denizin içinde akıntının gü- cüyle gidip gelişlerini seyretmek bende şartlara uyma, dayanma, tahammül etme, geri çekilme gibi bazı davranış özellikleri geliştirmiş olabilir miydi? Sonunda bana yapılan her şeyi taşımak, beni kendi cennetimin kapısının önüne getirdi. Bu tam da kemale erdiren merdivenlerin ağır adımlarla çı- kılmasıydı. Bu mukavemet bir elmasın dayanıklılığı ile, öd ağacı reçinesinin üç kez damıtılıp süzülmesi ile eşdeğer idiyse o noktadan sonra kendinizi değerli bulmamanız mümkün müydü?
Annem Yunan mitolojisi hayranı. Olimpiya ailesinde en sevdiğim tanrı Dionysos. Annem şarap kadehlerini “Viva Sokrates!” veya “İlimlerin ilmi felsefeye!” diyerek kaldırıyor arkadaşlarıyla. Bunu yapış şeklini, ellerini kul- lanışını çok beğeniyorum, kadeh kaldırışı herkesten değişik, soylu kadınlar, kadın kahramanlar gibi. “Öldürüldükten sonra adınıza şarap kadehi kaldı- rılması mükemmel bir ölümsüzlük şeklidir ve bu gerçekte öldürülemedi- ğinizi gösterir!” diyor. Anneme hayranım; bugünkü bilgimle söyleyecek olursam, hurûf-u mukattaa gibi gizli kadın, o benim ilk öğretmenim ve her ne kadar tabiat olarak çok zor bir hanımsa da, bilgisiyle, görgüsüyle, kültü- rüyle, beyin gücüyle benim gerçek kıblem, dirençli asma dalım. Bir de beni taşıyabilseydi! Ben neler olmazdım ki... Şimdi bir üniversitede çalışan, öğ- renciler yetiştiren, bilim kadınıydım.
Haydarpaşa Garı’nda olduğu gibi, birçok filmde gar sahnelerinde peron- larda gördüğümüz o büyük, yuvarlak, siyah saatler, ‘trenleri kaçırmamak’ gerektiğini hatırlatır. Lokomotifin çufçuflarıyla saatlerin tiktakları, koşarak uçup giden zamanı hatırlamak için mükemmeldir. Ben hep geç kalanlar- danım; gecikmişlerden; meyvesini mevsiminde verememişlerden. Zaman mefhumunudoğrukullanıpbirtürlütreneyetişemeyenlerden...Trenlerin kalkışı, hep bir kopuşu, geride kalışı, kaçırışı düşündürür bana. Yıllar sonra, yetişemediğimiz gençlik treninin ardından heyecanlarımızı, umutlarımızı, hatıralarımızın bir kısmını yüklenip götüren vagonların uzaklaşmasını sey- redişimiz gibi... Ah! Çelişki her yerde, Tanrı katında bile var. Sorgulamada eksik kalan insanoğlu! Dağlardan damlayan tatlı şaraptan veya cennette sarhoşluk yaratmayan şaraptan bahsedebilen kitaplardan sonra kim şaraba
319































































































   317   318   319   320   321