Page 320 - PENDIK
P. 320

    320
direnebilirdi ki? Âdettendir; seyircileri selamladıktan sonra orkestraya da aynı şekilde saygıyla reveransta bulunmak gerekir. Siz elde ettiğiniz güç- le, çalıştığınız medya grubunun yüzlerce kişilik koruması altında, üstelik arzularınızın biraz da “şımartılma lüksü” ile yerine getirileceğinden emin olmanın verdiği güvenle hakkımda yazdığınız köşe yazısında, şikâyetleri- nizi “eleştiri sınırları”nın çok ötesine taşıyarak, belki de yaşadıklarınızdan intikam almak üzere benim üstüme çöktünüz. Henüz dinlenememiş, hayat ve olgunluktan nasibini almamış, ruhun sadece bir sıfat değil belki de bir ilim, iyiliğin ta kendisi olabileceğini henüz anlayamamış bir gazeteciydiniz. Beni üvey annem gibi iki yanağımdan tokatladınız. Bu sizin öfkeli zaman- larınızda her zamanki tarzınızdı. Hâlbuki ben şahsınızı hedef alan hiçbir şey yapmamıştım. Siz kimlerle gidip konuşmamıştınız, sorular yöneltme- miştiniz? Bir bana mı gelememiştiniz? Gelmemenizin elbette kendinize dahi itiraf edemediğiniz bir sebebi vardı. Siz bir haber kokusu alıp da on yıl bekleyeceklerden olabilir miydiniz? Yanlış olduğunu bildiğimiz hareketle- rimizin üstünü örtmek veya onları izah etmek için hakiki sebeplerin yerine gururumuzun ve toplumun kabul edebileceği ahlaki değerler üzerinden ilerleyerek sebepler sıralamak, bu sayede kara bir ilüzyon yaratmak insanlar tarafından vazgeçilmez bir kurtarıcı, yegâne çare olarak görülmüştür. Yap- tıklarımızı mantıkileştirdiğimizde adeta çürük fikirlerimiz yeşerir, hayat bu- lur, böylece kendimizi iyi ve doğru hissederiz... Buna başağrıları her zaman için en güzel bahanedir. On yıl boyunca baş ağrıtmışım. İnanmış mıydınız? Seyirci (okuyucu) inanmış olabilirdi, fakat arkanızdaki o koskoca orkestra ne yaptığınızı anlamamış olabilir miydi? Kimbilir belki de pek çoğu Ho- noré de Balzac’ın “Mucizevi bir yükselişi vaat eden tek yol gazeteciliktir” veya “Basın, küçük kinlerin harekete geçirildiği büyük bir mancınıktır” de- diğini hatırlayarak yürümekte olduğunuz yolu rahatlatmışlardı. Size torpil geçen orkestranıza bravo doğrusu. Yürekten alkışlar... Evet! Artık saçlarınız kızıl olabilirdi.
Annem okuldan geldiği bir gün, Pendik Lisesinde sınıfta “Kahrama- nınız kimdir? Onu kahraman yapan özelliği size kimi çağrıştırıyor?” diye soru yönelttiğinde, öğrencilerinden birinin “Benim kahramanım, baba- mın arkadaşı olan, Pendikli gazeteci Raif Karadağ’dır” dediğini söylüyor. Raif Karadağ adı ile o yıllarda kurulmuş olan, ambleminde adalet tartısı bulunan Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi, dedemi, anneannemi bütün
































































































   318   319   320   321   322