Page 441 - PENDIK
P. 441
vuku bulmuş telefon konuşmalarını tesadüfen de olsa kayıt altına alabilmiş kripto bir ekip? Teknoloji geçmiş konuşmaları hâlâ bulamıyor mu? Şifre kırıcılar, 1 Mayıs 2000 tarihli köşe yazısındaki mantık hatalarını da mı gö- remezler? Karanlıkta yol bulamamak mı kötüdür, yoksa aydınlıkta görme- mek mi? Bana göre bilerek isteyerek birine zarar vermek bir vicdan ve ahlak sorunudur. Ben bir gün sır olarak kalmış her şeye ulaşılacağını biliyorum. O güne, çıkmayan Hint mürekkebi ile yazılmış, üzerinde oynanmasını iste- mediğim bir kitap bırakıyorum.
Sene 1970 veya 1971 olmalı. Pendik’teki komşularımızdan aldığımız tatsız haberler üzerine anneanneme gidiyoruz. Pendik’ten kopuşumuzun üzerinden yıllar geçmiş, ailemiz dedemden sonraki miras paylaşımında al- dığı o son büyük dalga ile alabora olup batmıştı. Ayrı ayrı filikalarla kurtu- lanlar olmuşsa da artık ne yüzen görkemli bir gemimiz ne de bir kaptanımız kalmıştı. Aradan geçen seneler içinde, anneannem müteaddit defalar, arka bahçenin tapusunu vermiş olduğu Beria Teyzemi ön taraftaki iki katlı evi- mizin hisselerine sokmayacağına dair anneme söz verdiyse de, bu sözünü yerine getirmeyince, annem bunu kabul edilmez bir zaaf, bir evlat ayırma / kayırma olarak kabul ederek onunla ilişkisini tamamen kesip atmıştı. Böy- lece ailemiz darmadağın oldu. İşin en kötü tarafı; Kartal’daki 6,5 dönümlük
441
Annem ve anneannem İstanbul’da bir nikah günü
zeytinliğimiz, üç kız kardeşin hiçbir surette bir daha yan yana gelmemesi sonucunda yıllarca sahipsiz kalacak, zeytin ağaçla- rımız o çevreye yerleşecek olan gecekonducular tarafından kesilip yakacak odun yapılarak yıllar içinde yok edilip, bomboş çorak bir araziye dönüştürüle- cekti... Durumu öğrendiğimde, Vedia Teyzem’in arka bahçe- mizdeki meyve ağaçlarımız ke- sildiğinde sabaha kadar uyuya- madığı gibi, “Nasıl kıyabildiler zeytin ağaçlarımıza” diye derin bir üzüntünün içinde kaybol- muştum. Koca bir zeytinliği

